Günlük

Şiirlerimin çevrildiği dil sayısı ona ulaştı. Bu noktada duruma şöyle bir bakmak istedim. Önce sayılar:
Çeviri dili: 10
Çevrilen şiir sayısı: 24
Yani dil başına 2.4 şiir düşüyor. Bu tabiki çok az. Şiir çeviren arkadaşlar bu işi para için yapmadıklarından dolayı bir iki şiir çeviriyorlar, kitap çevirmiyorlar. Kendilerine her zaman çok teşekkür ediyorum. Ve tabii bu günlere başlangıç olarak bakıyorum, inşallah kitap çevirileri de olacak.
Diller: Gürcüce, Boşnakça, Rusça, Japonca, İspanyolca, Farsça, Belarusça, Litvanca, Kürtçe, İtalyanca

İtalyanca ile çeviri dilleri sayısı ona yükseldi. Çeviriyi edebiyat öğretmeni olan Emin Osman Uygur yaptı. Çevirdiği şiir ise Ellerim Temiz Anne. Kendisine çok teşekkür ediyorum.

Çoban şiirinin çevirsi ile Kürtçe çeviri dillerinde dokuzuncu dil oldu. Çeviriyi edebiyat öğretmeni olan Mehmet Öztunç yaptı. Kendisine buradan da çok teşekkür ediyorum.

Prof. Dr. Mahmud Erol Kılıç, Sûfî ve Şiir adlı eserinde üç önemli rehbere değinir: Muhiddin-i Arabî, Mevlana Celaleddin-i Rûmî ve Yunus Emre. Bu üç kametin Anadolu'da, Osmanlı'da çok büyük izleri vardır. İşin ilginç tarafı bazı hususiyetleri birbirinden farklıdır. Mesela kullandıkları şiir dili: Muhiddin-i Arabî Arapça, Mevlana Celaleddin-i Rûmî Farsça ve Yunus Emre Türkçe yazmıştır şiirlerini.

"Göl Saatleri", Ahmet Hâşim'in ilk şiir kitabı. 1337/1921 basım tarihli kitap 34 şiir barındıyor. Adı "Mukaddime" olan ilk şiir dışında hepsi daha önce dergilerde yayınlanmış.
Elimde bulunan basımı Nuri Sağlam ve M. Fatih Andı yayına hazırlamışlar. Sağlam ve Andı, kitaba şiirlerin dergilerde yayınlanmış hallerinden yapılan değişiklikleri de çıkarıp listelemişler. Kitap sonuna bir de küçük sözlük eklenmiş.

Litvanca da çeviri dilleri arasındaki yerini aldı. Türkoloji öğrencisi Evelina Pilkaitė, Soru İşareti isimli şiiri Litvanca'ya çevirdi. Böylece Litvanca şiirlerimin çevrildiği sekizinci dil oldu.

Prof. Dr. Mahmud Erol Kılıç'ın "Sûfi ve Şiir" isimli kitabı "Osmanlı Tasavvuf Şiirinin Poetikası" alt başlığını taşıyor. Kitapta tasavvuf şiirinin poetikası değişik açılardan incelenmiş. Yazar kendisinin bir edebiyat tarihçisi olmadığını, bir tasavvuf tarihçisi olduğunu belirtiyor önsözünde. Konuya tasavvuf tarafından bakıldığı söylüyor bu dikkati çekme. Öyle de olmalıydı, çünkü kitap boyunca anlıyoruz ki tasavvuf şiiri, şiiri önceleyen değil, şiiri belli hallerin ifadesi için kullanan bir şiir.

"Şiirin Sesi, Toplumun Şarkısı", Walter G. Andrews'in, Osmanlı gazel şiiri üzerine yaptığı çalışmanın Türkçe çevirisi. Çevirin kitabın ikinci baskısından yapılmış ve yazarın Türkçe çeviri için kaleme aldığı önsöz de eklenmiş. Eser Osmanlı geleneğinde gazel ve gazelin yeri üzerine yapılmış çok değerli bir çalışma. İlk baskısı 1984 yılında Amerika'da yapılmış. Eser, gazeli sadece Osmanlı'ya yabancı bir topluma tanıtma işlevi görmüyor, ayrıca Cumhuriyet dönemi doğan gelişen, Osmanlı edebiyatının yabancı, kendi içine kapanık, milli olmayan olarak yorumlanmasının da yanlışlığını dile getiriyor.

Biz Aşıktık şiiri, bu şiiri ilk okuyan kişi olan Doç. Dr. Fatih Usluer hocam tarafından Farsça'ya çevrildi. Böylece şiirlerimin çevrildiği dil sayısı yediye ulaştı. Farsça'nın yedinci dil olmasının ayrı bir güzelliği var. Fatih hocam doktorasını Hurufilik üzerine yaptı. Hurufilikte yedi ve birkaç sayıya ayrı bir önem atfedilir. Ben de yedi sayısını özellikle severim. Birkaç şiirimde geçer: Yedi Aşk, Yedi Melek, vb.

Canım Annem şiiri Belarusça'ya çevrildi. Böylece şiirlerimin çevrildiği dil sayısı altıya yükseldi. İnşallah bir gün kitaplarımın çevrildiği dilleri de bu şekilde haber veririm.
Çeviriyi Natallia Zhuleha yaptı. Natallia ayrıca Kapı şiirini Rusça'ya çevirdi. Kapı, sevdiğim şiirlerden biridir. Natallia'ya çevirilerinden ötürü çok teşekkür ediyorum. Kendisinin çok güzel de bir Türkçe'si var, bundan dolayı da kutluyorum.

Son yorumlar