Ahmet Hamdi Tanpınar'ın Saatleri Ayarlama Enstitüsü adlı kitabını yeni bitirdim. Kitabı çok sevdim. Anlatım tarzı, karakterleri ele alışı çok güzel.
Kitap sıkıntılı, kederli, -biraz da benim tabirim- tekdüzenin de dışında berbat bir hayat yaşayan Hayri İrdal'ın hayatının Saatleri Ayarlama Enstitüsü ile nasıl değiştiğini anlatıyor. Bu biraz da yazarın yaşadığı dönemin ve toplumun romanı.
Ben daha çok kitabın başını, yani kederli hayat hikayesini anlattığı bölümü çok sevdim. Yazar öyle ince bir mizah ile ele almış ki, elinizden bırakamıyorsunuz. Hele kitap kahramanının halasının öldüğü(nün sanıldığı) ve tam mezara gömecekken tekrar uyandığı bölüm var ki, akşam otobüs beklerken, reklam panosunun ışığında okuduğumu ve çok güldüğümü unutamam.
Tanpınar ustanın özellikle roman içinde ileride bahsi geçecek, detaylı anlatılacak bir olaya, beş on sayfa öncesinde, bir cümle içerisinde küçücük dokunması dikkatimi çekti.
Ayrıca, kendi adıma, romanda geçen "Son vapurların yalnızlığında onların hayali ile bir evvelki yolculardan arta kalmış tahtakurularını yüklenerek İstanbul'a dönüyordum." cümlesinden bir şiir çıkarttığımı belirteyim. Şiirin adı Son Vapur ve yedinci kitabımda yer alacak.
İyi okumalar dileklerimle,
