Günlükler

Ziya'ya Mektuplar, Cahit Sıtkı Tarancı

"Şiire aşık olmayan adamlardan beşer hafızasında yer etmeye layık nağmeler beklemek abes olur.", CST

Ve işte şiire aşık bir şairin poetikasının en güzel dillendiren bir kitap. Ziya'ya Mektuplar, Cahit Sıtkı'nın Ziya Osman Saba'ya yazdığı mektuplardan oluşuyor. Hilmi Yavuz hocanın açılış yazısından sonra, Ziya Osman Saba'nın Varlık dergisinde yayınlanmış "Cahit'le Günlerimiz" yazısı var. Sonrasında ise gerçekten haz ile okunacak mektuplar geliyor.

İkinci Yeni Şiir, Mehmet Doğan

Lise yıllarından beri şiir yazarken, sanırım artık yavaş yavaş şiirin ne olduğu, dili, kişiliği vb meseleler üzerine kafa yormaya başladım. Okulda Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden arkadaşlara "Ben yazıyorum, siz kafa yoracaksınız." derdim. Ama olacaktan kaçılmıyor.

İkinci Yeni Şiir, Antoloji-Dosya, Mehmet H. Doğan tarafından tekrar gözden geçirilmiş İkinci Yeni antolojisi. Ayrıca antolojiyle birlikte dosya başlığı altında İkinci Yeni hakkında yayınlanmış inceleme ve makaleler, konuşmalar içeriyor.

İki şiirim Japonca'ya çevrildi

2010 yılı Türkiye'de Japon Yılı olarak kutlanacak. 16 Eylül 1890 tarihinde Ertuğrul Fırkateyni'nin batışı ile başlayan Türk-Japon dostluğunun bu yıl daha da kök salmasını ümit ederim.

Japonca ve Türkçe yapıları itibariyla neredeyse birebir örtüşüyor. Aikido ile üç sene uğraşmız olan bendeniz bir iki aylığına küçük bir Japonca kursuna da katılmıştım. Hatta hiragana yazım latin yazımdan daha güzeldi.

Bugün ise bir arkadaş - çok sağolsun - iki şiirimi Japonca'ya çevirmiş, bana göndermiş. Ben de vakit kaymetmeden bu çevirileri sayfaya ekledim:

http://aydos.net/japonca

Sonbahar

Aynı dili konuşuyoruz... ve ölüm birbirimizi anlayacağımız diyarlara götürüyor bizleri.

Sonbahar çok güzel bir film, kesinlikle izlenmeli.

Siyasi nedenlerle hapis yatan ve hastalığı nedeniyle serbest bırakılan Yusuf, köyüne, evine, annesine geri dönüyor. Öleceğini biliyor ve bu son günlerinde hayata tekrar bakıyor. Dağlara, böceklere, kargalara, ilkokul öğrencilerine, köyün yaşlılarına bakıyor. Eski deli dolu arkadaşı Mikail'e bakıyor. Bir kadının gözlerine bakıyor. Hayatı anlamak, uğruna en güzel yıllarını hapiste geçirdiği mücadelesini anlamak (bir sonuca bağlamak) istiyor.

Hilmi hoca, yeniden

Sanırım yedi-sekiz sene sonra, bu sene Hilmi Yavuz hocanın derslerini takip etme şansı tekrar nasip oldu. O yıllarda beraber ders dinlediğimiz arkadaş Türk Dili ve Edebiyatı'ndan doktara tezini verdi. Ben ise biraz yüksek lisans (işletme) biraz askerlik, biraz (dört sene) özel sektör dedim durdum. Şu sıralar doktora yapsam da edebiyat değil, bilgisayar mühendisliği bölümündeyim.

Hayat böyle birşey işte. Hiç değilse, ümit ederim, şiirde birkaç adım ilerleme kaydetmişimdir.

Uygarlığı Değiştiren 100 Kedi

Sam Stall "Uygarlığı Değiştiren 100 Kedi" başlığı altında tarihte adı geçen, unutulmayan kedilerin hikayelerini toplamış.

Müezza isimli Peygamber Efendimizin kedisinden de bahsediyor ki Efendimizin bir kedisinin olduğunu ve adının Müezza olduğunu ilk bu kitapta okuyorum. Bunun yanında Peygamber Efendimizin kedileri sevdiği bilinir, "Kedi aile fertlerinden bir ferddir" hadisi meşhurdur. (Mina Urgan da, "Bir Dinazorun Hatıraları" adlı kitabında kedilerden ve kedi sevenlerin kutsiyetinden bahseder.)

Aşk, Elif Şafak

Birgün biri Ebu Hafs'a sordu:
"Sufi kime derler?"
Cevap: "Sufi, sufi kime derler diye sormaz."

Aşk, sanırım Elif Şafak'ın yedinci kitabı. Altı ilk mükemmel sayıdır. Yedi ise hemen her kültürde öne çıkmış neredeyse kutsal bir sayıdır.

İç içe geçmiş iki hikayeyi anlatıyor kitap. Günümüz ve 13. yüzyıl Konya'sını, Hz. Mevlana'yı.

Kitaptan etkilendiğim bölümler oldu. Mesela, Hz. Meryem'i işleyen sayfalar... Birçok yerde şiirlerimle bağlantılar kurdum. Şafak'ın kurduğu bir kaç cümle var ki, şiirlerime aynen alabilirim.

Elif Şafak ile söyleşi

Dün üniversitemizde Elif Şafak ile bir söyleşi yapıldı. Salon tamamen doluydu. Bir buçuk iki saatlik sohbet sırasında ders saati geldiği için çıkmak zorunda kalan öğrencilerin yerlerine ayakta duranlar oturdu.

Yazar Aşk romanı hakkında bir giriş yaptıktan sonra söyleşi soru cevap tarzında bir sohbet havasına dönüştü. Elif Hanım, her kitabını ilgiyle takip eden okuyucularından olduğu kadar, Aşk romanını daha yeni eline almış edebiyat severlerin de sorularını cevaplandırdı.

Burada sohbette üzerinde durulan bazı noktaların tekrar altını çizmek isterim:

"Bengisu Rengi Kan" yayınlandı

İkisi basılmış yedi kitaptan seçme şiirlerin bulunduğu "Bengisu Rengi Kan" isimli kitabım basıldı. Böylece basılmış üç şiir kitabım oldu. Dağıtımı yapılmıyor, ne yazık ki.

Şiirlerin çoğu aydos.net'te zaten var. Yedinci kitabı da güncellediğim vakit hepsinin bir web sayfası olacak. Ama şiirleri kitaptan okumak bir başka.

Eğer elinizde bir şiir kitabı varsa şiir değil şair okuyorsunuzdur. Bu nedenle kitap her zaman iyidir.

Edeb ve edebiyat

2006 yazından beri şiirlerim üzerine çalışıyorum. Yapmak istediğim en genel manada edebi kalite sağlamak. Bunu bu kadar çok şiir yazmadan ve bu şiirleri paylaşmadan yapmalıydım, biliyorum. Şair olmadığım, bu işi de yavaş öğrendiğim için hoşgörü göstereceğinizi ümit ediyorum.

Bu süreç içerisinde edeb ve edebiyata uymayan şiirleri elimden geldiği kadar yenilemeye çalıştım. Yenilenmeyenleri kitaplardan dosyalara taşıdım ya da sildim. Edebe uymayan derken kastetdiğim haddimi aştığım şiirlerdir. Yani çokbilmiş, yüksek bir eda ile söylenen şiirler.

İçerik yayınları